Yazılımcı, yazılım geliştirmeye istekli veya bu yola girmiş genç arkadaşlardan sürekli aldığım bir istek, sonunda bu boş bloga bir kaç kelime eklemek, yıllanmış giriş yazısından kurtarmak konusunda beni iyice zorladı. İnşallah okuyanlara bir faydası olur.

Geçenlerde bir kardeşim, rutin yazılım işlerinden sıkılarak “yazılımcılık bumuymuş?” diye sormuştu. Halen üniversite 2. sınıfta okuyan bir arkadaşımız da mail atarak özetle şöyle bir istekte bulundu;

…nasıl bir çalışmayla, nasıl bir vizyon izlediniz…geliştirme noktasında mümkünse sizden bir yöntem, bir ipucu bekliyorum… en azından beni tetikleyecek bir kaç söz söylemenizi birkaç tecrübe paylaşmanızı…

Kendimi anlatmak amacıyla değil, biraz sorumluluk hissettiğim için… Bizim meslekte (!) öğrenecek şeylerin, yapılacak işlerin bir sınırı yok. Neleri yapmadığımın farkında olarak, yapabildiklerimden bahsetmek… Öncelikle yapılanların ne olduğundan da değil, yapabilmek için nerelerden geçildiğinden bahsetmek istiyorum. İnşallah bu çizgide bir kaç söz söylemeye muvaffak oluruz.

Bir hatıra ile başlayalım;

Ders Almak

Bir zaman, Halk Eğitim Merkezinde bilgisayar dersi veriyordum. Yazılım geliştirmekten sıkılıp, değişiklik olsun, hem de insan içine çıkalım diyerek yaptığım bir iş.

Hafta sonları, İstanbul için kısa, Bursa için uzun, bir iki saatlik bir mesafeye gidiyorum. Yer Bursa’nın MustafaKemalPaşa ilçesi. Tek bir sınıfım var. Değişik yaş ve mesleklerden yaklaşık 20 kişi. Öğlen yemeklerinde ise çoğunlukla kemalpaşa köftesi, üstüne de kemalpaşa tatlısı yiyorum.

Konular o zamanlar için genel; önce bilgisayarın tarihçesi anlatılır, işletim sistemi olarak biraz DOS öğretilir, ardından bir yazı programı, sonra da Basic ile programlama. Tarihçe ezber işi, kolay geçer. DOS, ilk adım, ne var, ne yok, o da bir şekilde öğrenilir. Yazı yazmak herkesin yaptığı şey zaten…

Programlama mı? Ona kadar herşey gayet iyiydi. Çoğu içi tamamen yeni bir konu. Bir problemi ele al, yapılacak işleri belirle, iş adımlarını yaz, ve çalışsın!

Basit bir kaç programı beraber yazdık. Hatta bir çarpım tablosu hazırlama programını, analizin ve programlamanın bakış açısına göre değiştiğini gösterebilmek adına farklı boyutlarda, üç farklı yöntemle yaptım. En kısa olan sadece dört satır ve dört komut; bir satır ekranı silme, iki satır döngü, bir satır da yazma için.

Sonra da küçük bir programı kendilerinin yapmasını istedim. Bir ders boyu bekledim fakat kimseden çıt yok. Herkes nereden başlasak diye düşünüyor, gözler bana bakıyor ama yardım etmemekte kararlıyım.

İkinci derse başladık. Anlatılan onca şeyden sonra bir adım ilerlemediklerini görünce, biraz da kızarak, uzun bir çay molası için sınıftan çıktım…

Ders sonuna doğru sınıfa dönünce herkesi bilgisayar başında, faal bir vaziyette buldum. Programlarını yazmaya başlamışlar, kimisi programını bitirmiş, yüzler gülüyor.

Meğer beni çok üzdüklerini düşünmüşler.

Halbuki benim aldığım ders farklıydı; “Kendin düşünmedikçe, nasıl yazılacağını bilemezsin!”

Ya da, “İşin içinde olmadıkça, işin içinden nasıl çıkacağını bilemezsin!”

(Meraklısına: Bahsi geçen kodun modern C# versiyonu burada.)
 

Leave a Reply

XHTML: You can use these tags: <a href="" title=""> <abbr title=""> <acronym title=""> <b> <blockquote cite=""> <cite> <code> <del datetime=""> <em> <i> <q cite=""> <s> <strike> <strong>